Akıllı Saatler Bizi Sağlıklı mı Yapıyor, Yoksa Sadece Daha Fazla Stres mi Veriyor?
Şimdi masaya oturduk, çaylar taze. Şu bileğimizdeki aletlere bir bakalım. Hani şu, "sağlığımı takip ediyorum" diye taktığımız saatlere. Bunlar ne yapıyor? Kalp atışını ölçüyor, adım sayıyor, uyku evrelerini falan kaydediyor. Sensörler üzerinden müthiş bir veri akışı sağlıyor. Fabrikanın kontrol odasındaki panoya benzemiyor mu biraz? Bir sürü ışık yanıp sönüyor, sayılar akıp gidiyor.
Peki, bunca veriyi alıp ne yapıyoruz biz? Yıllarca gemilerde makine dairesinde sayısız göstergeye baktım; yağ basıncından, motor devrine, her şeye. Ama hiçbir zaman o veriye bakıp da "şimdi daha sağlıklı oldum" demedim. Bileğimizdeki bu cihazlar da aynı. Bize gece dört saat mi uyuduğumuzu, yoksa yedi saat mi uyuduğumuzu söylüyor. Sonra da ertesi gün "optimal uyku" diye bir şeyin peşine düşüyoruz, kendi kendimize eziyet ediyoruz. Yoksa bu sadece yeni bir kontrol mekanizması mı, elimizden geldiğince kaçmaya çalıştığımız?
Bu aletler birer teşhis aracı değil, sadece gösterge. Bize yaklaşık değerler sunar, tıbbi cihaz hassasiyetinde değil. Hani şu üretim hattında milimetrik toleranslarla çalışırız ya, bu aletlerin ölçtüğü şeyler de o kadar kesin değil. Kalp atışın bir an yükseldi diye hemen felaket senaryoları çizmeye başlıyorsun. Oysa belki sadece çaydanlığı kaynatıp getirirken biraz hızlandın, hepsi bu. Bilgi güzeldir ama fazlası insanı paranoyak yapar. Her an bir şeyler eksik ya da yanlışmış gibi hissetmeye başlıyoruz.
Özetle, bize iyi gelmesi gereken bir teknoloji, farkında olmadan yeni bir kaygı kaynağına dönüşebilir. Eskiden insanlar içgüdüleriyle, vücutlarını dinleyerek yaşardı. Şimdi ise "adım hedefini tutturamadım" diye kendini yatakta dövünüyorsun. Teknoloji bizi daha çok bilgilendiriyor, orası kesin. Ama bizi gerçekten daha iyi, daha huzurlu veya daha sağlıklı yapıyor mu, orası bambaşka bir muamma. Bazen insanın biraz da kendi haline bırakılması lazım, öyle değil mi?